logo

reklam

DÜZELTME

Koç Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Konferansı

– Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İnan:

– “Girişimcilik Türk insanlarının kanında mevcut. Şirket sahiplerinde bu girişimciliği görüyoruz. Bazen bu insanlar kendileriyle sınırlı kalıyor. Aile işletmesi olmaktan kaçınamıyor, kurumsal yönetim mekanizması haline gelemiyorlar”

– Borusan Holding Üst Yöneticisi Uğur:

– “Firmalar, kurucunun mentalitesini sürdürebilirse, diğer firmalara kıyasla daha başarılı olma ihtimalleri yüksek”

İSTANBUL (Samsunyerelhaber) – Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan, “Girişimcilik Türk insanlarının kanında mevcut. Şirket sahiplerinde bu girişimciliği görüyoruz. Bazen bu insanlar kendileriyle sınırlı kalıyor. Aile işletmesi olmaktan kaçınamıyor, kurumsal yönetim mekanizması haline gelemiyorlar” dedi.

İnan, Koç Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Konferansı’nda, bu faaliyetin Koç Üniversitesi’nin misyonu ve vizyonuyla çok iyi örtüştüğünü belirterek, özgürlüğü desteklediklerini ve insanların en rahat hissettiği ortamda bulunmasını istediklerini söyledi.

Bu amaçla en iyi fakültelerde öğrencilerin yetişmesi için çalıştıklarını vurgulayan İnan, kurumsal yönetim yaklaşımlarının, öğrencilerin önünden çekilmek olduğunu ifade etti.

İnan, “bu akıllı ve bilgi sahibi insanların” başarılı olabilmesi için minimum sayıda engel ortaya koymak istediklerine dikkati çekerek, Türkiye’de özellikle aile şirketlerinde kurumsal yönetimin çok önemli olduğunu belirtti.

Anadolu’da ekonomik büyüme potansiyelinin yüksek olduğuna işaret eden İnan, şöyle devam etti:

“Girişimcilik Türk insanlarının kanında mevcut. Dolayısıyla özellikle şirket sahiplerinde bu girişimciliği görüyoruz. Maalesef bazen bu insanlar kendileriyle sınırlı kalıyor. Aile işletmesi olmaktan kaçınamıyor, kurumsal yönetim mekanizması haline gelemiyorlar. Dolayısıyla buradaki hedefimiz, bu alanda farkındalık oluşturmak. Arkadaşlarıma tavsiyem şu olabilir; kendi kurumsal yönetim kurulu olan şirketlerde çok vakit kaybetmektense büyük potansiyeli olan Anadolu’ya odaklanalım. Burada çok fazla imalat, potansiyel, istihdam imkanları söz konusu.”

İnan, Koç Üniversitesi’nde yaptıkları her şeyde olduğu gibi Türkiye’nin yerinde saymasına sebep olan bir şey varsa, kendilerini tutamadıklarını ve “zinciri kırıp farkındalığı artırın” dediklerini söyledi.

Kadınların yönetim kurulundaki rolünün önemli olduğunu vurgulayan İnan, fakültedeki personelin yüzde 40’ının kadınlardan oluştuğunu ve bundan memnuniyet duyduğunu aktardı.

Öğrencilerin yüzde 55’inin de kadınlardan oluştuğunu belirten İnan, şunları kaydetti:

“Ancak Türkiye’deki kurumsal çerçevede kadınlar daha az sayıda yer alıyor. Bunun değişmesi gerekiyor. Kadınlarımızı sürece dahil etmememiz durumunda, dünya arenasında açıkçası bir elimiz geride kalarak rekabet etmiş oluruz. Bu yüzden riskli görülen durumlar pahasına kadınları yetkilendirmemiz gerekiyor. Kazanımlar muazzam olacaktır. Koç Üniversitesi’ndeki çalışanlarının genel misyonu, Türk halkının yaşamını iyileştirmek, eğitim ve bilimde küresel seviyede mükemmelliğe ulaşmak. Kurumsal yönetim sahnesinde Türkiye’de iz bırakmak istiyoruz.”

 

– “Kurumsal yönetimdeki asıl mesele, prosedürler tarafından engellenmek”

 

Henley Business School Yönetim ve Liderlik Profesörü Andrew Kakabadse de kurumsal yönetimdeki asıl meselenin, prosedürler tarafından engellenmek olduğunu belirterek, bunun arkasında yatan meselenin ise cesaret eksikliği olduğunu söyledi.

Konuya ilişkin bir sunum yapan Kakabadse, gerçekleştirdikleri araştırmaların sonuçlarından da örnekler verdi.

Danışmanlık, bilgelik veya bir düşünce olmadan ilerlemenin olumsuz sonuçları olabileceğine dikkati çeken Kakabadse, “Rekabetçi avantajınızı tamamen kaybedersiniz. Tavsiyem, başkalarına da bakın ve daha sonra ne yaptıklarını unutun gitsin” dedi.

Kakabadse, ABD’de dizel araçlarda egzoz emisyonunu (zehirli gaz salınımı) düşüren bir yazılım kullandığının ortaya çıkmasıyla gündeme gelen Volkswagen AG şirketine bakıldığında, bunun bozulmuş bir yönetim yapısını ortaya koyduğunu belirtti. 

Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’in, “piramidin tepesinde bulunan kişiler” açısından uluslararası yönetim prensiplerinin ne ifade ettiğine yönelik sorusuna Kakabadse, şu cevabı verdi:

“Siz gündüzleri CEO’sunuz, akşamları ise eve varınca bir ‘eş’ göreviniz var. Evinizde mutluluk görmek istiyorsunuz. Diyelim ki, eve gidip eşinizle ‘nasıl daha mutlu olabiliriz’ konuşması yapmaya kalktığınızda, bunun zor olduğunu görüyorsunuz. Bu noktada gerçeği yani doğruyu karşı tarafa söylerseniz bunu asla geri alamazsınız. İstemediği bir şeyi duyan kişi ilişkiyi sonlandırabilir. O yüzden oyun oynuyorsunuz. 50 yıl oluyor ve hala o konuşmayı yapmamış oluyorsunuz. Dolayısıyla bunlar sizin sezgileriniz veya iç güdülerinize göre konuşmanızla alakalı. Burada yeni bir danışmana veya bir kişiye ihtiyaç duymaktan ziyade kendi durumunuz hakkında düşünebilmeyi ve özünde ‘sevgili eşim, arkadaşlarım bu karşı karşıya olduğumuz durumun ta kendisi’ diyebileceğiniz bir yapıya sahip olmakla alakalı. Bizim şu anda açıkladığımız şey bu.”

 

– “Daha fazla kadın profesyonel yönetim kuruluna dahil olmalı”

 

Borusan Holding Üst Yöneticisi (CEO) Agah Uğur, “Aile Şirketlerinde Kurumsal Yönetim Uygulamaları” panelindeki konuşmasında kurumsal yönetim kurallarının karar verme noktasında önemli olduğunu belirterek, doğru meslek için doğru insanları seçmek ve hedefe ulaşmak için eylemlerin nasıl planladığının önemli olduğunu ifade etti.

Borusan’ın neyin yapılacağına karar veren bir patron tarafından yönetilmediğine dikkati çeken Uğur, “Biz yapmamız gereken şeyi profesyoneller olarak belirlemeliyiz. Dolayısıyla benim kurumsal yönetim açısından yaptığım çalışmalar, halihazırda oluşturduğumuz sistemi geliştirmek adına kurulu” diye konuştu.

Akademik çalışmaların, “firmalar, kurucunun mentalitesini sürdürebilirse, diğer firmalara kıyasla daha başarılı olma ihtimalleri yüksek” sonucunu ortaya koyduğunu belirten Uğur, burada kurucuların ana fikirlerinin önemli olduğunu söyledi.

Sabancı Holding İnsan Kaynakları Grup Başkanı Neriman Ülsever ise aile şirketlerinin büyük çoğunluğunun ilk jenerasyonda kaybetmeye başladığını, ikinci jenerasyona geçebilenlerin yüzde 30 civarında olduğunu kaydetti.

Yalnızca yüzde 20’sinin üçüncü jenerasyonu zar zor görebildiğini belirten Ülsever, “Yalnızca yüzde 8’i dördüncü jenerasyon ve ötesine ulaşabiliyor. Bizim değişim ajanları olarak hareket etmemiz lazım. Bizim ayağa kalkmamız, konuşmamız ve cesur olmamız gerekiyor. Bu değişimin liderliğini yapmamız son derece önemli. Bu hiç bir zaman sonu gelmeyen bir hikaye. Ne kadar rekabet olursa, piyasadaki rekabet ne kadar artarsa, buradaki ihtiras da aynı şekilde kurumun içinde ve ekonomik dünyada karşınıza çıkmaya başlıyor” ifadelerini kullandı.

Ülsever, kadınların bir şekilde aile şirketlerinde yönetici pozisyonlarında olmadığına dikkati çekerek, bu geleneğin değişmesi ve daha fazla kadın profesyonelin yönetim kuruluna dahil olması gerektiğini söyledi.

Assicurazioni Generali Group Yasal Denetim Komitesi Başkanı Carolyn Dittmeier ise çalışma alanlarına ilişkin bilgi verdi.

Share
#

SENDE YORUM YAZ