logo

reklam
27 Kasım 2015

Bayburt Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni

BAYBURT (Samsunyerelhaber) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gençlerimizden üzerilerindeki sorumluluğun bilinciyle çok büyük bir ülkenin, büyük bir milletin evlatları olmanın şuuruyla eğitim hayatlarını sürdürmelerini bekliyorum. Sizler, 78 milyonun dişinden, tırnağından artırarak kurduğu, içini donattığı üniversitelerde eğitim görürken, aynı zamanda bu aziz milletin emanetini de üzerinizde taşıyorsunuz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bayburt Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni’nde konuştu.

Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerinde eğitimi önceliklerinin en başına yerleştirdiklerini belirten Erdoğan, son 13 yılda bütçede en büyük payı eğitime vererek, bu alanda güçlü bir alt yapı kurmanın çabası içinde olduklarını ifade etti.

Bu gayretler sayesinde 2002’de 76 olan üniversite sayısını 13 yılda 193’e çıkardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün artık Türkiye’de üniversitesi olmayan şehir kalmadığını bildirdi.

Bu üniversitelerin şehirlere canlılık kattığını, o şehirleri Türkiye ile dünya ile bütünleştirdiğini vurgulayan Erdoğan, aynı şekilde akademik personelde de ciddi bir artış yaşandığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de 9 bin 396 olan profesör sayısının 20 bin 879’a, 5 bin 367 olan doçent sayısının ise 14 bin 140’a çıktığını, bugün üniversitelerde yaklaşık 149 bin akademik personelin görev yaptığını açıkladı.

Öğrencilerin üniversite eğitimini kolaylaştırmak için çok önemli adımlar atıldığını anımsatan Erdoğan, “Yeni kurulan üniversiteler ve mevcut üniversitelerin geliştirilmesiyle bugün artık neredeyse her öğrencimizin yükseköğretim imkanı elde edebildiği bir seviyeye ulaştık. Artık üniversiteye girme değil, hedeflenen bölümlere ulaşma yarışı söz konusudur” diye konuştu.

Gençlerin eğitim hayatlarını ailelerine en az yük olarak sürdürebilmeleri için de önemli düzenlemeler yapıldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sıkıntımız yok mu, var. Fiziki mekanlar noktasında iyiyiz. Anaokulundan tutunuz ilk, orta, lise ve üniversiteler ama fiziki mekan yeterli değil. Yani zarf mazruf meselesi, zarf tamam ama mazrufta sıkıntımız var. Onun için özellikle bu dönemde dün akşam da Milli Eğitim Bakanımla bu konuları görüştüm, yoğun bir şekilde bizim müfredat noktasında çok ciddi bir çalışmanın içerisine girmemiz lazım” değerlendirmesinde bulundu. 

– “Unutmayın Bayburt Türkiye’dir”

Akademisyen sayısının da artırılması gerektiğini, üniversitelerde bu noktada da ciddi sıkıntılar bulunduğunu, Bayburt Üniversitesinde 6 profesör yer aldığını öğrendiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Niçin Bayburt Üniversitemizde 6 profesör olsun. Bunların sayısını daha da artırabilmemiz lazım. Ben buradan değerli profesörlerimize, hocalarımıza sesleniyorum: Unutmayın Bayburt Türkiye’dir. Profesörlerimiz, doçentlerimiz yardoçlarımız, hep birlikte buralarda yer almamız lazım. Çünkü yarınlarda en büyük gurur abidemiz bu gençler olacaktır. Bu gençler, bu nesil, sizlerin eseri olacaktır. Unutmayalım ki, eser müessiriyle değerlidir. O müessir sizsiniz. Bunu başarmamız lazım.”

Her üniversite örgencisinin burs veya kredi imkanı elde edebilmesi noktasında da ciddi adımlar atıldığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl itibariyle yaklaşık 1 milyon 376 bin öğrencinin burs veya kredi aldığını bildirdi.

Erdoğan, “14, 15, 20 yıl önce böyle bir şey yok. Bunların hepsi bizim dönemimizde başladı ve şu anda bu rakama ulaştı. 2002 yılında neydi burs biliyor musunuz, 45 liracıktı. Bu rakam şu an 330 lira, yıl başından itibaren kredi, burs 400 lira” dedi.

Türk üniversitelerinin artık sınırları aşarak uluslararası birer eğitim kurumuna dönüştüğünü belirten Erdoğan, bugün dünyanın 160 farklı ülkesinden 75 bin öğrencinin Türkiye’deki üniversitelerde eğitim öğretim gördüğünü anlattı.

Erdoğan, ABD, Avusturya, İtalya, Çin, Kore’den gelen öğrencilerin Türkiye’de eğitim gördüğünü, Kenya, Uganda, Mali, Moritanya, Kamerun’dan, tüm Afrika ülkelerinden misafir öğrenciler geldiğini belirtti. 

Yurt dışına lisans üstü eğitim için çok sayıda akademisyen gönderildiğini de paylayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, YÖK kanalıyla yurt dışına giden 6 bin 165 akademisyenin çeşitli ülkelerde lisans üstü eğitim gördüğünü, araştırma yürüttüğünü kaydetti.

Milli Eğitim Bakanlığı kanalıyla da 2 bin 646 öğrencinin yurt dışına yine lisans üstü eğitim ve yabancı dil eğitimi için gönderildiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Eğitime verdiğimiz önemi ve önceliği önümüzdeki yıllarda da artan şekilde devam ettireceğiz. Çünkü bizim için en önemli çıkış yeri burası. Yani, insan insan insan. Onu yetiştirmeye gayret sarfedeceğiz. Ben gençlerimizden üzerilerindeki sorumluluğun bilinciyle çok büyük bir ülkenin, büyük bir milletin evlatları olmanın şuuruyla eğitim hayatlarını sürdürmelerini bekliyorum. Sizler, 78 milyonun dişinden, tırnağından artırarak kurduğu, içini donattığı üniversitelerde eğitim görürken, aynı zamanda bu aziz milletin emanetini de üzerinizde taşıyorsunuz. Son yaşadığımız hadiseler, sizlerin üzerinizdeki ağır yükü daha da artırmıştır. Bu ülkenin, bu milletin istiklali, istikbali ve haysiyeti sizlerin üzerindedir. Bu millet binlerce yıl boyunca karşısına çıkan her sıkıntıyı geride bırakmayı başardı. İnşallah bugünkü sorunlarımızı da sizlerin gayretiyle aşacaktır. Ben ülkemiz adına, geleceğimiz adına son derece umutluyum. Böyle üniversitelerimizin, böyle hocalarımızın, sizin gibi öğrencilerimizin olması, umudumu daha da artırıyor.”

(Sürecek)

Güncelleme (27 Kasım 2015, 16:30):

BAYBURT (Samsunyerelhaber) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Medya özgürlüğü kavramı çoğu zaman yanlış, hatalı bir şekilde bu toplumu var eden, ayakta tutan milli ve manevi değerlere hakaret hakkı olarak algılanmıştır. Bu ülkenin medyası darbelere giden süreçlerle ve darbe dönemlerinde ortaya koyduğu tutumla da utanç verici bir maziye, bir geçmişe sahiptir” dedi.

Bayburt Üniversitesi 2015-2016 Akademik Yılı Açılış Töreni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti. 

Tören öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Temel İslam Bilimleri alanında fahri doktora unvanı takdim edildi.

Fahri doktora unvanı takdiminin ardından bir konuşma yapan Erdoğan, tevcih edilen fahri doktoradan dolayı şükranlarını sunarak, Bayburt Üniversitesi’nin Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda ilerlediğini görmekten mutluluk duyduğunu belirtti.

 Bayburt Üniversitesi’nin, kurulduğu 2008 yılından bu zamana şehrin ve bölgenin önemli eğitim kurumlarından biri haline geldiğini anlatan Erdoğan, üniversitede görev alan akademisyen ve personeli kutladı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin mümtaz ilim adamlarının, gazeteci, yazar ve akademisyenlerin iştiraki ve desteğiyle düzenlenen “Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu”nun başarılı geçmesi temennisinde bulunarak, sempozyum boyunca ortaya konacak tespit, tenkit ve tekliflerin, Türkiye’nin kanayan bir yarası olan bu konuda aydınlatıcı olmasını diledi. 

Toplumları tasnif etmenin ana ölçütlerinden birinin bilgi ve ilim olduğunu, Kadı İyaz Endülüsi’nin bin yıl önce milletleri bilgiyi üretenler ve üretmeyenler olarak ikiye ayırdığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam aleminin yüzyıllar boyunca dünyanın en eski üniversitelerine ev sahipliği yaptığını, bilginin, ilmin, araştırmanın merkezi olduğunu, birçok İslam şehrinin ilmin ve hikmetin peşinde koşanlar için önemli uğrak noktaları olduğunu kaydetti. 

– “Tüm bilgi kaynağı sosyal medya olan bir nesil bizim özlemini çektiğimiz bilgiyi üretemez”

Bilgi ile tasnifin bugün gerçekliğini çok daha güçlü muhafaza ettiğini, küreselleşme ile bilgi ve iletişim teknolojilerindeki yeniliklerin ekonomik ve sosyal hayatı, toplumun tüm kesimlerini etkisi altına aldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı, bilginin yaygınlaştığı bir dönemdeyiz. İnternet, televizyon, radyo, cep telefonları, uydu teknolojileri ve online iletişim araçları saniyeler içerisinde bir bilginin tüm dünyaya ulaşmasını sağlıyor. Bu durumun aynı zamanda ciddi bir bilgi kirliliğine yol açtığını biliyoruz. Yalan yanlış bilgiler, eksik ve tarafgir değerlendirmeler bir tık ile herkese ulaşabiliyor. Gezi olayları, 17-25 Aralık darbe girişiminde tecrübe ettiğimiz gibi bu imkanlar ihanet şebekelerinin elinde siyaset mühendisliklerinin, vesayet girişimlerinin aracı haline gelebiliyor. Yani neşter doktorun elinde hayat kurtarıyor ama bıçak katilin elinde insanın hayatına son veriyor. Bizlerin bir taraftan gelişen teknolojik imkanlardan azami ölçüde istifade ederken, diğer taraftan toplumu, aile fertlerimizi ve öğrencilerimizi koruyacak tedbirleri de alması şarttır. 

Bilgiye ulaşmak önemlidir. Ancak çok daha önemlisi o bilginin niçin üretildiği, nasıl, nerede ve ne amaçla kullanıldığıdır. Gençlerimiz 140 karaktere sığdırılmış bir ifadeyle yetiniyor, ötesini araştırmıyor, ilmin membası olan kitabı, kütüphaneyi, tedrisi önemsiz görüyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir. Tüm bilgi kaynağı sosyal medya olan, kendini ancak kısaltılmış cümle ve kelimelerle ifade edebilen bir nesil bizim özlemini çektiğimiz bilgiyi üretemez.”

Yeni iletişim araçlarının etkin şekilde kullanılmasının önemli olduğunu, zaman zaman paylaşılan görüntü ve fotoğrafları eğlenceli bulduğunu, tebessümle bunları takip ettiğini aktaran Erdoğan, “Meseleyi bundan ibaret görüp asıl bilgi kaynaklarına yönelmezsek iletişim araçlarının esiri haline dönüşürüz. Sadece bu araçlar üzerinden sosyal, kültürel, eğitim hayatı inşa edilemez” diye konuştu. 

– “Bilgiyi irfan ve hikmetle birlikte geliştirmek mecburiyetindeyiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilimde söz sahibi olmanın hazırı tüketmekten, kolay olana tevessül etmekten ve bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaktan geçmediğine dikkati çekerek, vicdanları ve idrakleri terbiye etmeden bireye sadece bilgi yükleyen anlayışın da sağlıklı nesiller yerine marazlı fertler yetiştireceğini kaydetti.

Erdoğan, “Bilgiyi irfan ve hikmetle birlikte geliştirmek mecburiyetindeyiz. Medeniyetimizden ve tarihimizden aldığımız ilhamla yeni Türkiye hedefini gerçekleştirmek için el birliğiyle çalışmalıyız. Fikir çilesi çekmeden, alın teri dökmeden, sonsuz bir tecessüsle ilim tahsil etmeden, kütüphanelere, kitap deryasına dalmadan bunu başaramayız” dedi. 

“Zaman bendedir ve mekan bana emanettir” şuurunda bir gençlik yetiştirecek eğitim sisteminin süratle kurulması gerektiğini ifade eden Erdoğan, üniversitelerin, ülkenin, milletin sorunlarını konuşan, tartışan, bunun için toplantılar düzenleyen, fikir ve çözüm üreten ilim yuvaları olduğunu, üniversitelerde farklı düşüncelerin olabileceğini ama farklılık adına toplumun ve ülkenin gerçeklerinden de kopulmaması, sağduyunun muhafaza edilmesinin önemine değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkesine ve milletine yabancı, kopuk, ideolojik şartlanmışlıkla gözü bağlı, hakareti, tahkir etmeyi eleştiri olarak gören bir anlayışın üniversiteleri ve ülkeyi ileri götüremeyeceğini belirterek, şöyle dedi:

 “Zira eleştiri ayrıdır, cehalet, hakaret, tahkir etme ayrıdır. Eleştiri kırıp dökme değil imar etme, tamir etmedir. Çünkü hiçbir insan değer verdiği, kıymetli bulduğu şeyi kırmaya çalışmaz. Kişinin mensubu olduğu kültürü, toplumu eleştirmesiyle aşağılaması arasındaki fark artık birilerinin çok anlamlı bir şeklide üzerinde durması gereken bir durumdur. Kendi ülkesine, kendi milletine, o milletin tarihine, kültürüne, inancına hakaret edenler tamamen yabancılaşmış demektir, onlar milli değildir, onlar yerli değildir.”

– “Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu”

Bayburt Üniversitesinde düzenlenen “Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu”nun temasının Türkiye’de uzun süreden beri sıkıntılı olan meselelerden biri olduğuna vurgu yapan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İçinden geldiği milleti zorla dönüştürülmesi gereken bir kitle olarak gören anlayış yıllar boyu ülkemiz basınının hakim rengi olmuştur. Medya özgürlüğü kavramı çoğu zaman yanlış, hatalı bir şekilde bu toplumu var eden, ayakta tutan milli ve manevi değerlere hakaret hakkı olarak algılanmıştır. Bu ülkenin medyası darbelere giden süreçlerle ve darbe dönemlerinde ortaya koyduğu tutumla da utanç verici bir maziye, bir geçmişe sahiptir. Medyada rastladığımız çok enteresandır, ‘Kurban Bayramı bu sene de hac mevsimine denk geldi’, ‘metroda, otobüste, uçakta namaz’ türünden haberler hem cehaleti hem de hastalıklı bir bakış açısını yansıtır. Şecaat arz ederken sirkatin söyleme meselesi. Aynı tavrın bugün de devam ettiğini görüyoruz. 

Osmanlı Türkçesinin, Kur’an ve siyer derslerinin seçmeli olarak okullarda okutulması tartışmalarında bunu hep gördük. Diyanet İşleri Başkanımızla ilgili tartışmalarda, bir önceki hükümette görev alan Aile Bakanımızla ilgili haberlerde bu sakat bakış açısını maalesef tekrar tekrar müşahede ettik. Bazı medya organlarının milletimizin değerlerine karşı takındığı düşmanca tavır üzerine hep birlikte durup düşünmemiz gerekir. Ben bu sempozyum vesilesiyle medya mensuplarımızın, üniversite öğrencilerimizin ve kıymetli akademisyenlerimizin bu önemli konuyu enine boyuna tartışacaklarına inanıyorum.”

(Bitti)

Etiketler: »
Share
#

SENDE YORUM YAZ